Cengiz ÇETİNTAŞ     cencetintas@gmail.com
GERİ    
            
          Eğitim ve öğretim alanında ilk reform faaliyetlerine Tanzimat Döneminde başlanmıştı. 19.yüzyıl ortalarına gelene kadar Osmanlı toplumunda eğitim öğretim faaliyetleri Enderun ve birkaç büyük medrese hariç devletin görev alanının dışındaydı. Osmanlı Devleti’nde batılılaşma sürecine girildikten sonra Devlet, ülkede pek çok Batı tipi eğitim kurumu kurmuş ve bu kurumlar ile birlikte eski eğitim kurumları da faaliyetlerine devam etmişti. Devlet, şahıs ve cemiyetler tarafından ilköğretim düzeyinde iptidai adlı ilkokullar kurulmasını, bu okullarda modern öğretim tekniklerini uygulanmasını destekliyor ve bu okullarda öğretmenlik yapmak üzere öğretmen yetiştiriyordu. Ancak köy ve mahalle imamlarıyla eşlerinin yönetiminde bulunan ve çoğu vakıf kuruluşu olan sıbyan mektepleri ile mahalle mekteplerine dokunulmamıştı. Ortaöğretim ve yüksek öğretim düzeyinde ise modern tipte rüştiyeler, idadiler, sultaniler, yüksek okullar ve Darülfünun açılmış, vakıf kuruluşları olan medreselerden devlet desteği çekilmişti, ancak medreseler kapatılmamıştı, halen öğrenci yetiştirmeye devam ediyorlardı. İki farklı tipte kurumdan birbirlerine zıt hayat görüşlerine sahip kimseler yetişmekteydi. Böylece toplumda bir mektep-medrese ikiliği doğmuştu. Üçüncü bir kategori olarak yabancı okullar, misyoner okulları, azınlık okulları ve kolejler eğitim alanında faaliyet göstermekteydi. 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclis’in açılışı, aynı zamanda yeni bir devletin de kuruluşunun işareti olmuştur. Kendisini Saltanatın Merkezi olan İstanbul’dan ayrı bir hükümet olarak gören Ankara, bu sebeple yeni bir Hükümet kurmanın zaruri olduğunu görerek, bu yönde faaliyetine başlamıştır. Bu Hükümetin önemli bakanlıklarından birisi de Milli Eğitim Bakanlığı, o zamanki adıyla Maarif Vekâletiydi. Bir yandan Kurtuluş mücadelesi verilirken, bu Bakanlık  İstanbul’daki Maarif Nezaretinden bağımsız olarak Anadolu'nun eğitim sorunları üzerine eğilmiştir. İlk Maarif Vekili Rıza Nur Bey ile başlayan bu süreç, Hamdullah Suphi ve Mehmet Vehbi beyler ile biraz ivme kazanmış, İsmail Safa Bey ile de önemli bir atılım gerçekleştirilmiştir.                                                       (Devamı...)  
 
  E-KİTAP