Cengiz ÇETİNTAŞ     cencetintas@gmail.com
GERİ    
            
          23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla birlikte Osmanlı Devlet yapısının kalıntıları arasında ve Milli Mücadelenin o zamanki koşullarında getirilmek istenen bütün yeniliklerin bir anda hayata geçirilmesi mümkün olamamıştır. Bu bakımdan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Devlerin kurucu kadrosu tasarladıkları değişiklikleri ancak uygun zamanlarda yapılan uygulamalar ile yavaş yavaş hayata geçirmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğunda miras kalan Anayasa (Kanuni Esasi) 1921 yılı başına kadar uygulanmış ve 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu yeni bir Anayasa değil, ancak Anayasa ilkelerini belirleyen Kanun olarak çıkartılabilmiştir. Bu tarihten itibaren 1924 yılına kadar üç yıl boyunca 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu ve o kanunun maddelerine aykırı olmayan Kanuni Esasi'nin maddeleri yürürlükte kalmıştır. Meclisin açıldığı dönemin şartları göz önüne alındığında, İstanbul Hükümeti'nin Hilafet ve Saltanat kurumları halinde bulunuşu ve uzun süre bundan vazgeçilemeyişi, hukuken bir devlet başkanlığının kurulamamasına sebep olmuştur. Bu nedenle iki yıl boyunca Ankara Hükümeti vekillerinin seçimleri bir düzene girememiş, hatta Hükümet yerine İcra Vekilleri Heyeti tabiri kullanılmıştır. Bu konuda yapılan görüşmelerde genellikle milletvekilleri arasında devamlı tartışmalar çıkmıştır. Hatta Büyük Taarruza bir ay kala Meclise sunulan Hükümetin Görev ve Sorumluluklarına dair Kanun Tasarısı, Meclisin yetkilerine bir sınırlama getirilmesi şeklinde yorumlanmış, şiddetli bir engelleme başlamış ve Tasarı kanunlaşamamıştır. Mustafa Kemal Paşa, aslında Cumhuriyet İdaresinin temeline ilk harcı 23 Nisan 1920 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla koymuştu. O günden 29 Ekim 1923 gününe kadar, üç buçuk yıllık süre içinde Cumhuriyet Rejiminin bütün kuralları, kurumları, kurulları Ankara Meclisi ve Hükümeti tarafından uygulandı.                    (Devamı...)  
 
  E-KİTAP