Cengiz ÇETİNTAŞ

cencetintas@gmail.com   
1 1 1

ÖNSÖZ

             Haritada bir nokta şeklinde gösterilen Kütahya il Merkezinin üzerine pergelin bir ayağını koyalım ve yüz elli kilometre yarıçapında bir daire çizelim. Bu dairenin içine; Kütahya İli‟nin ilçeleri ile birlikte tamamı, Eskişehir, Uşak, Afyonkarahisar il merkezleri, Bursa İli‟nin güneyi ve Balıkesir İli‟nin güneybatısı girer. Bu yöreye kabaca İç Ege veya İçbatı Anadolu denir.

            Doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım ve yaşlandığım bu yerler, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli olaylarının geçtiği kutsal topraklardır. Bu topraklar, o zaman ki adı ile Kütahya Livası (Sancağı) (Mutasarrıflığı), şimdiki adı ile Kütahya İli toprakları ve çevresidir. Kütahya İl Merkezinde, Gediz, Simav, Altıntaş, Dumlupınar ilçelerinde, Eskişehir, Uşak ve Afyonkarahisar’da, Türk Milli Mücadelesi’nin destanları yazılmıştır.

            1878 yılından, 1918 yılına kadar tam kırk yıl boyunca, Osmanlı-Rus (93 Harbi), Trablus, Balkan ve Birinci Dünya savaşlarında, Türk Ordusu galibiyet yüzü görmedi. En sonunda Mondros Ateşkes Anlaşması ile Ülke yolun sonuna geldi. Çanakkale’de yazılan destan Ülke’nin talihini düzeltmeye yetmedi.

            O günlerde, bu yörede yaşayan insanları, ülkenin ve ulusun gerçeklerinden soyutlamak mümkün değildi. Anadolu’nun her yerinde görülen, karamsarlık, bıkkınlık, İttihat ve Terakki liderlerine ve ordu komutanlarına duyulan öfke buralarda da vardı. Halk perişandı, yoksuldu, güvenlik hiçbir yerde kalmamıştı. Yıllarca süren savaşlar nedeniyle erkek nüfusu azalmıştı.

            Yöre halkı bu güç şartlar altında yeni bir döneme başladı. Bu döneme Kuva-yı Milliye Dönemi adı verilir. 15 Mayıs 1919 gününden itibaren önce İzmir’e, daha sonra dalga dalga Ege Bölgesi’ne, oradan da daha doğuya yayılan Yunan istilasına karşı halkın oluşturduğu gücün adı Kuva-yı Milliye’dir. Bu ortamda Kuva-yı Milliye, düşmana karşı bir güç olarak gelişirken, Devlet yönetimini de, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi eline almaya başlamıştır. Böylelikle Devlet yönetiminde ikili iktidar oluşmuştur.

            Bir yanda galip devletlerin işgali altındaki İstanbul’da bulunan padişah hükümeti, diğer yanda ise Mustafa Kemal Paşa’nın başkanı ve önderi olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti vardır. Ankara Hükümeti ilk günlerde ve aylarda düzenli ordudan yoksundu. Bir halk hareketi olarak başlayan milli iktidar, gücünü gene bir halk hareketi olan Kuva-yı Milliye’ den alıyordu. Mustafa Kemal Atatürk’ ün dediği gibi, “Kuva-yı Milliye’yi amil (etkin) ve Milli İrade’ yi hâkim kılmak esastır.” Böyle olunca, Anadolu’nun diğer yerlerinde olduğu gibi, buralarda da sivil ve askeri idare tercihini Ankara Hükümeti’nden yana koydu.

            Kuva-yı Milliye’nin sivil örgütlenmesi olan Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak şubeleri; Kütahya, Eskişehir, Uşak, Afyonkarahisar, Gediz, Emet ve Simav’da faaliyete başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yakın arkadaşı Ali Fuat Paşa 20.Kolordu Komutanı olarak Eskişehir’de Kuva-yı Milliye’nin en büyük yardımcısı oldu. Osmanlı Ordusu’nun Batı Anadolu’da kalan birliklerini derleyip, toparladı. Birbirine taban tabana zıt iki kuvvet, ordu ve çeteler, bir amaç için birleştiler ve ortak hareket etmeye başladılar. Kuva-yı Milliye çeteleri, subaylardan ve askeri eğitimden nefret eden, genellikle adaletle ve jandarma ile başı derde girmiş, kanun kaçağı liderlere sahipti. Ama düşmana karşı herkesin birlik olması ve ülkenin kurtuluşu için el ele vermeleri gerekiyordu. Çete liderleri içinde asker kökenli olanlar da vardı, ama bunlar azınlıktaydı. Bu askerler içinde çetecilik rüzgârına kapılanlar da vardı.

            Kuva-yı Milliye’nin asker ve bağış toplama yöntemleri farklıydı. Kırk yıl boyunca savaştan ve yenilgiden bıkmış olan halk orduya değil, çetelere yöneliyordu. Orduya katılacak askerin giyim-kuşam, silah ve cephane ihtiyaçları Ankara Hükümeti tarafından karşılanırken, çeteler köylerden adamlarını kıyafetleri, silah ve cephaneleri ile birlikte topluyorlardı. Kuva-yı Milliye’nin gelirleri, halktan bazen gönüllü, bazen de zorunu olarak alınan paralardan oluşuyordu. Başlangıçta devlet ve millet için para toplanması fazla bir hoşnutsuzluk yaratmazken, daha sonraları halk arasında bıkkınlık, korku ve endişe yaratmaya başladı.

            Başkent İstanbul’un bir taşra kenti olan Kütahya’da bu dönemde çeşitli siyasal görüşler toplumun çeşitli katmanlarında çatışmaya hazır hale geliyordu. Kütahya’yı yöneten sivil yöneticiler ve memurlar iki siyasal parti etrafında kümelenmişti. Her ne kadar askeri yenilginin ve ülkenin kötüye gidişinin sorumlusu İttihat ve Terakki Partisi olsa da, hâlâ bu partiye yakınlık duyanlar vardı. İstanbul Hükümeti’nde söz sahibi olan Hürriyet ve İtilaf Partisi taraftarları devlet idaresinde etkili olmaya çalışıyorlardı.

            Bu koşullar içinde, Türk Milli Mücadelesi başladı, Bu mücadele, emperyalist Avrupa ve onun maşası Yunanistan ile Anadolu Türkü arasında geçti.

                                   Avrupa ve özellikle Yunanistan için …

                                   FELÂKET’ le …

                                   Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Milleti için …

                                   ZAFER’ le sonuçlandı.

 

 

 

Sevgili Eşime ...

   

                 Eskişehir, 30 Ağustos 2011

                      Cengiz ÇETİNTAŞ

                  cencetintas@gmail.com

 

1 1 1 1
 

Bu web sitesinin her hakkı Cengiz Çetintaş'a aittir. Bilgiler kaynak gösterilmek koşuluyla email, fotokopi vb yoluyla gönderilebilinir veya çoğaltılabilinir. Ancak bilgilerin tümü kitap veya benzer şekillerde yayımlanamaz.